12 Nisan 2015 Pazar

Öğretmen ve Veli Eğitimi


Eğitim denince akla öğrenciler geliyor ama sadece o gelmesin. Ne demişler, eğitim yer yaşta!.

Bizler her ne kadar öğretmen de olsak, her şeyi bilmediğimizi zaten söylüyoruz değil mi öğrencilerimize? Evet, işte demekki her şeyi bilmediğimize göre bizim de eğitime ihtiyacımız var. Her şeyi bilmek için mi peki bu eğitim? Hayır. İnsan zaten öğrenmeye her zaman açtır. Okulda veya hayatımızda kendini eğitmeyen, geliştirmeyen kişiler bile öğrenmeye açlar. Ama herkesin ilgi alanı başka, herkes kendi ilgi alanında öğrenmeye devam ediyor. Kimileri üniversitelerde bunu sürdürürken, kimi sempozyumlarda, kimi televizyon başında, kimileri bilgisayar başında internetten, kimileri ise kahvede okey oynarken. Kahvede okey oynayan insanımız bile sürekli bir şeyler öğreniyor. Bir önceki gün kimin yendiğini, nasıl yendiği ile ilgili hikayeler de olsa sürekli bilgi aktarımı var.


İnsan bilgiye aç dedik, her öğrenme sırasında beyin "dopamin" salgılıyor ve en çok da bu öğrenilecek bilgiden hemen önce salgılanıyor. Beyin bunu istiyor ve biz de ona istediğini vermeliyiz ve veriyoruz da! Ama sorun doğru ve boş olmayan bilgilerle kafayı doldurmakta. İşte bu yüzden öğrencilerimizi sürekli sonuna kadar sıkıyoruz, ders çalıştırıyoruz, önlerinde sınav olduğunu sürekli hatırlatıyoruz ve onları güzel güzel "yarışa" hazırlıyoruz!. Bu yarışta onları çalıştırırken biraz da kendimizi geliştirmemiz gerekli. Öğretmenler, veliler ve MEB; öğrenci eğitimi üzerinde durmuşken bence artık veli ve öğretmen eğitimine dikkat verilmeli. Bunu söylediğimde yıl sonu seminerleri gibi şeyler belki aklınıza gelmiştir ama bunlar ne kadar yeterli? Veya şöyle sormak lazım, bunlar ne kadar yerinde eğitimler?

Ülkemizde eğitimin nereye gittiğini kimse kestiremiyor, öğrenciler her sene farklı sistemlerle hazırlandı ve buradan kimler şanslı onu da kimse bilmiyor. Öğrenciler bu konuda zorlanırken aslında asıl zorlananlar sürekli değişen sisteme ayak uydurmaya çalışan öğretmenler oldu. Sürekli bir şeyler yapıldı ama öğretmenler göz ardı edildi, yapabilirlikleri göz önüne alınmadı. Bu yüzden ben diyorum ki, öğrenci eğitiminde bir şeye karar veremedik anlaşılan, bari öğretmenlerimizin yeterlilikleri üzerine çalışmalar yapılsın. Öğretmenler öğrencileri eğittikleri gibi velileri de eğitmeyi öğrenmeli.

Daha önceki blogum yazımda anlattığım gibi okul sonrası ve de cumartesi günleri eğitime devam edildiğini söylemiştim. Burada eğitimler yine öğrenciye yönelik oluyor. Ve bunun öğrenciler için fazla olduğu düşüncemi dile getirmiştim. Öğrenciler bırakalım okul dışında öğrenci değil çocuk olmanın tadını çıkartıp gönüllerince oynasınlar. Ama öğretmenler ise beyinin o çok sevdiği dopamin'i faydalı çalışmalarla ödüllendirsinler. Bunun için bir çok şey düşünülebilir. Mesela okul sonrası veya cumartesi günleri öğretmenlere kurslar verilebilir. Örneğin bilgisayar bilmeyenler bilgisayar kursu alabilir, veya bilgisayar bilip daha da ileriye götürmek isteyenlere farklı bilgisayar eğitimleriyle gelişimleri desteklenebilir. İsteyen öğretmenler yine bu kurslarda diksiyon dersleri alabilir. Tabi bunları yaparken öğretmenlere sıkıcı hale getirmemek için ekstra gayret gösterilmeli ve teşvik de verilmeli ek ders ücreti gibi. Böylelikle katılım da arttırılabilir. Psikoloji eğitimi, çocuk psikolojisi, insan arası ilişkiler, vücut dili eğitimleri, sosyal medya kullanımı gibi sayısı arttırılabilir bir sürü şey yapılabilir. Mesela ben madem cumartesi okula gideceğim, gittiğimde web tasarım dersi almak isterim.

Öğretmen eğitimi derken hep seminer, kurstan bahsettik ama öğretmenler olarak bizler de birer insanız eğlenmeye bizim de ihtiyacımız var. Mesela ben bazı akşamlar (tamam itiraf ediyorum, çoğu akşam :D ) bilgisayar başında oyunlar oynayarak geçiriyorum vaktimi. Her yaşa uygun oyun da vardır. Mesela fenokulu.net ve TED Üniversitesi'nin ortak düzenlediği "Fen Bilimleri Öğretmenleri 3.Paylaşım Toplantısı"nda tanıtımlarını aldığım çok güzel yetişkinler için hem eğlendirici hem de beyin jimnastiği yaptıran çok güzel oyunlarına denk gelmiştim. Öğrencilere okul sonrası eğitim yerine sosyal aktiviteleri önermiştim, buralara zeka oyunları (akıl oyunları dersleri), robotik eğitimleri gibi eğitimler de eklenebilir. Zaten çoğu özel okul derslerinin içine akıl oyunu gibi dersler koyuyor. Bunu haftalık ders programının içine koymaktansa cumartesi günü madem yapılıyorsa o güne koyup, öğrencileri okula cumartesi günleri oyun oynamaya da çağırabiliriz. Akşam illa ki ben etüt yapacağım diyorsanız buralarda da çoğu ülkede uygulanan eve ödev götürmek yok mantığı uygulanabilir ve öğrencilerin ödevlerini yapma saatleri olarak da uygulanabilir. Veya kitap okumaya hep dikkat çekiyoruz bir türlü okumayı arttıramıyoruz, buralarda kitap da okutabiliriz. Öğretmenler de madem okula öğrencilerle birlikte gelecekler, onlar da bu tip oyunlar oynayarak zamanlarını eğlenerek geçirebilirler. Okulda yaşayan sadece öğrenciler değil öğretmenler de var aynı zamanda. Öğretmenlere özgü etkinlik, ders, eğitim, eğlenceler ile okulun bir iş alanından farklı olarak severek gelinecek, öğretmen arkadaşlarıyla güzel vakitler geçirebileceği yer haline getirilebilir.

Alternatifler o kadar çok arttırılabilir ki bunun sınırı yok bence diye düşünüyorum. Mesela eğitimlerde bilgisayar eğitimi dedik, artık interaktif bir dünyaya doğru yol alırken, dersler online olarak verilirken, kitaplar e-kitap olurken bunun üzerinde durulabilir. Mesela öğretmenlere nasıl e-kitap hazırlanır (iBooks Author), öğrencilerle online iletişim (i Tunes U) gibi programların eğitimleri verilebilir. Yani öğretmenlerden fark yaratmaları istenebilir, artık öğretmenlerin bir kısmı online sınav bile yapıyor üniversitelerde.

He öğretmen eğitimi tamam, veli eğitimi nerde diye mi baktınız? :) Velilerin öğrenmesi gereken şey aslında yukarıda cümle aralarında gizli. Nasıl mı? "Ne kadar çok ders, o kadar iyi" diye bir şey yok! Velilere bu bilgileri bilmesi bile başlı başına bir eğitim. :)
Öyle yani, aklıma gelenler bunlar; ama siz tabiki bunun üstüne çok farklı ve güzel şeyler koyabilirsiniz.