16 Mart 2015 Pazartesi

Çocukların yaşam alanı okul mudur?


Eğitim dünyasında hemen her gün bir şeyler değişmekte. Yeni öğrenim-öğretim yöntem, teknikleri geliştirilmekte her geçen gün. Sanırım bu dünyada daha çok geliştirilmekte fakat ülkemizde daha çok uygulanmakta. ?? Çünkü sürekli bir şeyler deneniyor. Uygulanıyor demiyorum çünkü bir yöntem-metot geliştirilemedi. Bunun sebeplerine girmek istemiyorum çok farklı ve uzun konular bunlar. (Avrupa özentiliği, yöntemleri yurdum insanına göre uyarlayamama vs. gibi)

Sürekli öğrencilerimizde yani geleceğin mimarlarından bir beklenti içindeyiz. Onları daha iyi yapma gayretindeyiz ama bu “iyi”yi nasıl tanımlamamız gerektiğine karar vermeliyiz. Öğrenciler sınavlarda daha başarılı olsun, iyi yerlere gelsin güzel bir meslek sahibi olsun mu? derdimiz yoksa kendi dersim için konuşmam gerekirse bu öğrencilerin birer “Fen okur-yazarı” olmasına mı gayret göstermeli?
İkisi de olsun der gibi içinizden geçirdiğinizi duyuyorum? Ama bu ikisi beraber çok zor ve zıt şeyler birbirinden bana göre. İyi bir test çözmesini beklediğimiz çocuktan bol soru çözmesini istiyoruz ama evde deney materyalleri bulundurup deneyler ve kendi kendine çıkarımlar yapmasını bekliyor muyuz? Hayır. İşte politikacılar gibi söylediğimiz ile yaptıklarımız uyuşmuyor bu aşamada. Biz yarışçılar yetiştiriyoruz. Çocuk aldığı bilgileri sınavlarda çıkacağı için değil de hayatı anlamlandırmak için öğrendiği sonucunu nasıl verebilmeli onu düşünmemiz gerekmez mi?

Bu aşamada işte devreye okul giriyor. Çünkü; öğrenciler evden kovularak okula gönderiliyor. Nasıl yani? derseniz; şöyle ki: çocuğun evde vakit geçirmesi, gezmesi, tozması, eğlenmesi (çoğu zaman eğlence sadece çalışmasına karşılık ödül olarak veriliyor ama halbuki eğlenmek; bir insanın yaşama hakkı gibi çocuğun doğal hakkı) istenilmiyor bunlar zaman kaybı olarak kafalarda yer etti. Çünkü çocuğun çocuk olduğu için eğlenmesi oynaması gerektiği unutuldu! veyahut çocuklar çocuk değil yetişkin bir birey olarak algılandığı için de oldu bu. İşte bu yüzden okullar çok önemli bir rol oynuyor, aslında okul bir araç; öğrenmesi gerektiği yer okul dışı hayatı olmalı diye düşünüyorum. Yani okulda akademik bilgisini alan çocuk, okul dışı hayatında öğrendiği mesela bitkinin kısımlarını derste işlediyse; dışarı çıktığında gördüğü bir bitkiye bu gözle bi bakarak (gözlem yaparak) kısımlarına ayırmaya çalışmalı değil mi?(saçma gelebilir, olsun çarpıcı olsun diye kafan salladım, sallayamam mı, aha da sallarım!)

Öğrencilerimizi bırakalım, bence en önemli şey burada veli eğitimi diye düşünüyorum. Bırakalım çocuklarımızın öğretmeni olmasın, anne-baba-öğretmen olarak onun rehberliğini üstlenelim. İnsan aklı zaten inanılmazdır, bilgiye kendisi isteyerek ulaşabilir. Askerden yeni gelen birisi olarak orada tanıdığım bir arkadaş vardı, okumamıştı ama fen bilimleri namına sorduğum soruların hepsini birer birer cevaplayabilmişti. “Okumamıştı” ama kendisi bir “fen okur-yazarı” olabilmişti binlerce üniversite mezunu olan insanların olamadığı şey olmuştu. Bu da ona yeterdi. Yani yeni nesil diye tabir ettiğimiz nesilin yaptıklarını (ki kendimi de bu nesilden sayıyorum gencim sanırım) bir gözlemleyebilseniz keşke. Mesela bilgisayar oyuncusu olarak söylüyorum, online oyunlar oynuyorum ve o oyunlarda yabancı ülkeden çocuklarla oyun oynamaktan dolayı Rusça konuşabilen birini tanıyorum. Oynadığı oyunda çok Rus varmış ve Rusça öğrenmeye ihtiyaç duymuş, bunun üzerine düşmüş biraz, sözlük kurcalamış falan derken anlaşabileceği kadar dili öğrenmiş. Burada önemli olan ihtiyaç ve istek.

Karnı nasıl doyacak diye mi soruyorsunuz anne-babalar?
“Allah sizi yarattı ve rızıklandırdı.” (Rûm, 30/40).
O konuda şüpheniz olmasın o yüzden.

Başlığa gelirsek; bu nedenle “okul” hayatın tam ortasına kondu, halbuki normal bir eğitim üniversitesi ile birlikte 16 senelik bir kısım hayatımızın. Daha fazla okul, daha fazla ders daha fazla başarı gibi yorumlandı ama ben ortada bir başarı göremiyorum halen?
Okulda dersler 6’ydı şimdi 8’e çıkarıldı. Yani özel okullarda durum bu. Hafta sonu buna Cumartesi de eklendi, yani haftada 5 gün iken 6 gün oldu. Okul sonrası etütler geldi. Eğer bir de dersane varsa vah ki ne vah. Özel okul öğretmeni olduğum için bu yönüyle konuşuyorum.
Çoğu bu sistemle, hafta içi 8 ders + 2 etüt ders, cumartesi de 8 ders olmak üzere 58 ders haftalık alıyor öğrenciler. (58x40dk)/60=38,6 saat ders alıyor, 09.00-18.00 saatleri arasında günlük 9 saat de okulda bulunuyorlar yani haftada 52,5 saat de okulda kalıyorlar. Günde 10 saat uyku uyusa haftalık 98 saat uyanık geçirirken 52’si okulda geçiyor. 46 saat okul dışı saati var fakat bunda da ödev, test çözümü gibi şeyler de var. Sonra yemek, içmek gibi insan faaliyetleri de olacak haliyle. Pazar günü de eğitim alıyor mu özel ders alıyor mu gibi şeyleri sormak bile istemiyorum. He bir de teneffüs sürelerini kısaltma meselesi de var, 5dk gibi. Eğitimciler olarak bir çocuğun dikkati şu kadar dakikadır diyip bunun 2 katı ders saati koyup, 5-10dk teneffüs verip derslere tam gaz devam etmemiz ne kadar manidar. Bu çocuklar çocukluklarını ders çalışarak geçirirken, yetişkinliklerinde de işte çalışacaklar değil mi?
Demem o ki; kendi kanaatim şu yönde, okulun zaten 8 saat oluşu çok fazla. Bir de buna okul sonrası etütü koymak çok acımasızca. Hafta sonu ise “hafta sonu tatili” adını hak etmeli, bu bir tatil olmalı. Çocuk okul sonrası tekrarı akşam kısa bir yapsa, hafta sonu da çok sürmeyen ödevlerini yapsa bu yeterlidir diye düşünüyorum. Hem de gerçek öğretmeni olan anne babası ile bir tanışsa? Bu işin sonu yok gibi gözükmeye ve gözümü korkutmaya başladı okulların bu içler acısı hali. İleri tarihte dersler 40dk değil 60dk da yapılır diye korkuyorum. Velileri suçluyor olabilirim ama bunların hepsi başarı artsın diye değil veli memnuniyeti artsın diye yapılıyor. Veliye bir okul bizim okul haftada 6x5=30 saat ders yapıyor ve ?10.000 ücretimiz var dese, diğer okul 8x6=48 saat ders var ücretimiz de ?10.000 dese hangisini seçecek? İşte bu seçim yarışı da bu sonuçları doğuruyor. Arz-talep meselesi olduğu için burada suçlular veliler.

Dediğim gibi eğitimin amacı belirlenmeli, çocukların daha “iyi” olması için çalışılmalı ama bu “iyi” kelimesinin neyi ifade ettiği kararlaştırılmalı. Buna göre de bir eğitim stratejisi belirlenmeli.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder